istiklal marşının yazılma ve bestelenme süreci,istiklal marşımızın yazılma ve bestelenme süreci,istiklal marşının yazılma süreci,istiklal marşının bestelenme süreci | Video izle | Müzik Dinle | Sinema izle | Film Seyret | Albüm Dinle | The Sinema albüm dinle,son albüm dinle,şarkıları dinle,2009 dinle,video klip izle,the sinema,sinema izle,sinema seyret,online sinema izle,sinema filmi izle,cinema,ücretsiz,bedava,komik video izle,gençkızlar,yemek tarifleri,yabancı izle,en son,videosunu izle,canlı,full,indir,rapidshare,araç sorgulama,hotel,wikipedi



istiklal marşının yazılma süreci ve bestelenme süreci

10 Ekim 2009 Yazan IbrahIm  
Kategori Genel

İstiklal marşının, marşımızın yazılma süreci ve bestelenme süreci. Bu sürecin nasıl işlediği hakkındaki bilgilere bu sayfamızdan ulaşabilirsiniz. İstiklal marşı Ülkemizin Milli Marşıdır. İçindeki Sözler ve Anlamlar kadar yazılma sürecide bir o kadar önemlidir. Öyleki Yazar Mehmek Akif Ersoy Yarışmayı kazanırsam ödül almayacağım bu bir Milli görevdir sözlerini kullanmıştır. Umarım Kimliğimizi ve benliğimizi asla unutmayız. Biz Böyle Ataların torunlarıyız ;)

Türkiye de, ulusal marş yazılması önerisi, önce 1920 yılında İsmet Paşa dan (İnönü) geldi. Maarif Vekaletinde bu öneriyi dikkate alarak bir yarışma düzenledi. O günlerde Türk Kurtuluş savaşı en heyecanlı günlerini yaşıyordu; toplumda ulusal bilinci pekiştirecek, ulusçuluk duygusunu daha da canlı kılacak bir marşa gereksinme duyuluyordu. Yarışmada ayrıca güfteyi yazacak olana 500TL, besteyi yazacak olana 1.000TL. ödül vereceği duyuruldu. Yarışmaya katılan 724 şiirden hiçbiri başarılı bulunmadı. Mehmet Akif Ersoy, böyle bir ödülden rahatsızlık duyduğu için yarışmaya katılmamıştı. Dönemin Maarif Vekil Hamdullah Suphi (Tanrıöver) ,Mehmet Akif e Mektup yazıp, kendisi için sakıncalı gördüğü konularda güvence verdikten sonra Mehmet Akif, 48 saat gibi kısa bir sürede marşın güftesini yazıp imzasız olarak Maali Vekaline gönderdi. T.B.M.M nin 1 Mart 1921 tarihli toplantısında okunan bu şiir, 12 Mart 1921 tarihli toplantıda da ulusal marş olarak kabul edildi.

Marşın Bestelenmesi: İstiklâl Marşı, Türkiye Cumhuriyeti ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin milli marşıdır. Sözleri Mehmet Akif Ersoy tarafından yazılan İstiklâl Marşı, 12 Mart 1921de resmen milli marş olarak kabul edildi. 1924 yılında Ali Rıfat Çağatayın bestesi kabul edildi. 1930 yılına kadar kullanılan bu beste, bu tarihte Cumhurbaşkanlığı Orkestrası şefi olan Osman Zeki Üngörün bestesi ile değiştirildi. Marşın armonik düzenlemesi Edgar Manas, bando düzenlemesi ise İhsan Servet Künçer tarafından yapıldı. Günümüzde de aynı beste kullanılmaktadır. İstiklal Marşı”nın yalnızca ilk iki kıtası bestelenmiştir.

İSTİKLAL MARŞIMIZIN BESTELENİŞ HİKÂYESİ

Yeni Türkiye Cumhuriyeti’nin de bir milli marşı olmalıydı. Daha Cumhuriyet kurulmadan İstiklâl Savaşı sırasında, Garp Cephesi Komutanlığı’ndan bu arzu doğmuştu. Durum, sonradan Maârif Vekili olan Hamdullah Suphi’ye havale edildi. Böylece Türk milli marşı olarak “İstiklâl Marşı” adı ile yaptırılacak marşın hazırlıklarına girildi. Beste ve güfte için beşer yüz lira armağan kararlaştırılarak genelge ve mektuplarla bütün yurda duyuruldu.

Önce şiir seçilip sonra beste yarışması açılacaktı. Şiir yarışmasına yurdun dört bir yanından tam 724 şiir gönderildi. Komisyon bunlardan yedisini seçerek bastırdı ve meclis üyelerine dağıttı.

Atatürk’ün başkanlığında TBMM’nin 12.03.1921 günkü celsesinde Mehmet Akif Ersoy’un şiiri defalarca okutturularak alkışlar arasında milli marş olarak bestelenmek üzere seçildi.

Beste yarışması ise güfte kadar ilgi görmedi. Bu da memleketin o zamanki musiki durumunu yansıtmaktadır. Beste yarışmasına ancak 24 besteci katılmıştı. Bunlardan bazıları şunlardır:

Ahmet Cemalettin Çin kılıç, Ahmet Yekta Madran, Ali Rifat Çağatay, Asım Bey, Bedri Zabaç, Hasan Basri Çantay, H. Saadettin Arel, İsmail Hakkı Bey, İsmail Zühdü, Kazım Uz, Lemi Atlı, Mehmet Baha Pars, Mustafa Sunar, Rauf Yekta, Saadettin Kaynak, Zati Arca, Zeki Üngör.

Güfte yarışması sonuçlandırıldıktan sonra Anadolu’daki savaş iyice kızıştığı sıralarda beste yarışması ilgisini tabii olarak kaybetmiştir. Buna rağmen muhiti olan bestekârlar faaliyetten geri durmamışlar ve kendi bestelerini yaymaya uğraşmışlardır.

O sıralarda Edirne’de müzik öğretmeni bulunan Ahmet Yekta Madran, kendi marşını Edirne ve havalisinde yaymaya ve söyletmeye başlamıştır. İzmir’de müzik öğretmeni bulunan İsmail Zühdü de kendi marşını İzmir ve havalisi ile Eskişehir’de yaymakta idi. Ankara’da da Zeki Üngör’ün marşı söylenmekte olup İstanbul’da ise iki marş söylenip yayınlanmaktaydı. Bunlar da İstanbul tarafında bir çok mekteplerde öğretmenlik yapan Zati Arca’nın, Kadıköy tarafında ise Ali Rifat Çağatay’ın bestesi söylenmekteydi.

Bu durum birkaç yıl böylece devam etmiş ve 1924’te Ankara’da maârif vekaletinde toplanan bir kurul, Ali Rifat Çağatay’ın marşını resmi marş olarak kabul ederek ilgili kurullar ile bütün okullara bildirmiştir. Bu marş, 1924’ten 1930 yıllarına kadar söylenip çalındıktan sonra 1930 sıralarında yeni bir emirle Riyaseti Cumhur Orkestrası şefi Zeki Üngör’ün bestesi milli marş bestesi olarak kabul edilmiştir. Zeki Üngör, İstiklâl Marşı’nın besteleniş hikayesini şöyle anlatmıştır: “İstiklâl savaşının devam ettiği sıralarda ben, Muzika-i Humayun muallimi idim. Yani doğrudan doğruya Saray’a ve Vahdettin’e bağlıydık. Bando, Fasıl Takımı ve Orkestra benim emrimde idi.

Şişli’de Uğurlu Han’ın 4 numarasında oturuyordum. Kurtuluş ordusu süvarilerinin İzmir’e girdiklerinden iki veya üç gün sonra evimde, Talim-Terbiye Heyeti azası ve terbiye mütehassısı dostum Haydar merhumla oturuyorduk. Kapı çalındı. İlkokul öğretmeni İhsan merhum geldi. Büyük bir heyecan içinde, süvarilerin İzmir’e girişlerini anlatmaya başladı. Hepimiz coşmuştuk. Hemen kalkıp piyano başına geçtim. Ve derhal içimde doğan parçayı çalmaya koyuldum.

İlk etapta marşın giriş kısmındaki akoru oluşturdum. Bu şekilde iki, üç mezür yaptım. Arkadaşlarım: “Aman dediler, bu çok güzel bir şey olacak.” Bunun üzerine İhsan’a İzmir’in kurtuluşunu ve büyük zaferi bütün teferruatı ile anlatmasını rica ettim. O anlattı, ben çaldım. Böylece kısa zamanda eserin taslağı ortaya çıktı. Ertesi gün de çalıştım. İki gün sonra beste bitti.

  • ürüp arkadaşlara gösterdim. Çok beğendiler. Bunun üzerine bu müziği milli marş olarak takdime karar verdim. Kıymeti hakkında daha kat’i bir fikir edinmek maksadıyla da besteyi Viyana Konservatuarı direktörüne gönderdim. On gün sonra direktörden gelen mektupta, eserin çok orijinal bulunduğu ve melodisinin Türk milletinin ihtişamına yakışacak şekilde olduğu belirtilerek tebrik ediliyordum. Bu mektup geldikten on beş gün sonra beni Ankara’dan çağırdılar, gittim. Bana Muzika-i Humayun’u bütün kadrosu ile Ankara’ya nakletmek vazifesi verildi. Bunun üzerine tekrar İstanbul’a döndüm. Ve Ankara’ya ilk olarak başlarında piyanist Sabri’nin bulunduğu beş kişilik bir heyet yolladım. Vahdettin henüz padişah olduğu için bu işleri gizli yapıyorduk. Bir ay sonra da kimseye bir şey söylemeden Ankara’ya gittim. Ve hemen İstanbul’daki arkadaşları bir telgrafla çağırdım. Üç gün sonra geldiler. Böylece milli marşı bu heyete ilk defa Ankara’da verilen o baloda Atatürk’ün huzurunda çaldık. İşte milli marş böyle bestelendi.”Bestekarın bu anlatışından, eseri önce sözsüz olarak bestelediği ve daha sonra Mehmet Akif’in şiirini besteye giydirdiği anlaşılmaktadır. Bu sebepten meydana gelen prozodi hataları, eser hakkında sonradan yapılan tenkitlerin başlıcası olmuştur. Bestekar yukarıdaki beyanatının bir yerinde her ne kadar, “Bu müziği milli marş olarak takdime karar verdim” diyorsa da, eserdeki ses sahasını halk tabakasını nazara almadan kullanması bestenin milli marş olarak bestelenmediğini meydana çıkarmaktadır. Marştaki bu teknik hatalardan başka ses ritminden ağır çalınıp söylenmesinde bestekarın kusuru başta gelmektedir. Besteci bu durumu şöyle anlatmıştır:

    “Ben İstiklal Marşı’nı bestelerken kulaklarımda İzmir’e koşan atlıların dörtnal sesleri vardı. Eserin başında metronomu (1 dörtlük=80) olan bir eser hiçbir vakit cenaze marşına benzemez.

    Plaklardaki ağır tempolu çalınışı ise; “Sahibi’nin Sesi” stüdyosunda orkestra ile plağa çaldığımız zaman teknisyenler, bunun çok süratli bir marş olduğunu ve dolayısıyla plağın ancak yarısını doldurduğunu söylediler. Bu sebeple plağın aynı yüzüne bir marş daha çalmamızı rica ettiler. Ben böyle bir teklifi kabul edemezdim. O anda aklıma bir şey geldi: “Marşı biraz ağır çalalım, böylece plak dolar. Sonra çalınırken gramofon biraz hızlıya ayarlanır, olur biter” dedim. Bu fikir pek münasip görüldü ve dediğim gibi yapıldı. Fakat bilahare böyle bir fikir vermekle hata ettiğimizi anladım. Çünkü marş çalınırken gramofonun hızlıya ayarlanması icap ettiğini kim bilebilirdi?”

    Görüldüğü gibi tam bir alaturka davranışla İstiklal Marşımızın en can alacak noktası; ritmi, ölü doğrulmuştu.

    Plak yayıldıktan sonra ağır ritim de hafızalara yerleşti ve besteci ölümüne kadar bu ağır ritmi yürüğe

  • ürmeye uğraştı durdu. Ayrıca, marşın Türk temlerini ifade etmediği ve hatta “Karmen Silva” isimli bir operetten alındığı da iddia edilmiştir.Daha sonra marşın değiştirilmesi tezi ortaya atılarak yetkili yetkisiz türlü şahıslar tarafından türlü fikirler ileri sürülmüşse de değiştirilmesi fikri tutmamıştır.

    Bu konudaki makul olan umumi kanaat; her ne kadar yeniden daha iyisini yapmak imkânsız değilse de eskisinin artık tarih olmuşluğu hakikati nazara alınarak, bunun üzerinde gerekli rötuşlarla mevcudu onarmaktır

  • Yorumlar

    
    48 Yorum yapılmış "istiklal marşının yazılma süreci ve bestelenme süreci"

    1. rabia demişki 11 Ekim 09 03:06 

      çok uzunnnnn

    2. drfghgc demişki 22 Ekim 09 11:21 

      bis

    3. drfghgc demişki 22 Ekim 09 11:22 

      çok güzel bende onun torunuyum ya::)

    4. aslı demişki 08 Kasım 09 03:50 

      bizde torunlarıyız ama müzik ödevi içi biraz kısa olsaydı keske

    5. buse demişki 18 Kasım 09 10:34 

      aslı arkadaşımızın dediğine katılıyorum

    6. özge nur demişki 20 Kasım 09 04:48 

      çoooooooooooook uzuuuuuuuuuuuuuuuuuuun.

    7. ali demişki 23 Kasım 09 10:07 

      ulan nedir bu müzikçiden çektiğimiz yeterrrrrrrrrrrr

    8. büşra demişki 29 Kasım 09 10:29 

      bence gayet iyii ve güzel

    9. caca demişki 01 Aralık 09 10:55 

      güzel İşime yaradı ama biraz uzun

      :D :D:D:D:D:D

    10. rabiya demişki 02 Aralık 09 10:40 

      ÇOK GÜZEL AMA BİRAZ UZUN

    11. eda demişki 03 Aralık 09 08:20 

      çok güzel. fakat çok uzun. keşke biraz daha kısa olsaydı.

    12. SENA demişki 03 Aralık 09 11:28 

      bencede biraz uzun olmuş ama biz bunu okuyunca özetlemek kolay oluyor arkadaşlar lütfen hazıra alışmayalım :D

    13. SENA demişki 03 Aralık 09 11:29 

      arkadaşlar bizim için geniş kapsamlı yazılar daha iyi çünkü bunları okuyup özet çıkarınca daha iyi anlarızn konuyuu:):P

    14. gamze demişki 07 Aralık 09 09:57 

      daha oukumadım gerçekten baya bi uzunnnnnnnnnnnnnnnnnn

    15. dilek demişki 10 Aralık 09 09:02 

      bence benim işime yaradı ama çok uzun muş yaaaa(herkes)öylediyo

    16. nurşah demişki 10 Aralık 09 09:05 

      benceeeeeeeee güzel çok uzunnn &küçük yazlmşşşşşşşşş

    17. oguzhan demişki 10 Aralık 09 09:45 

      çoooooooooooooookkkkkkk uzun muzik icin ariom ama bizim muzikci deli,manyak yhaaaa

    18. mbrek demişki 11 Aralık 09 01:24 

      müzik için arom hoca deli mizikten yazılı yapıo bu hoca da vr

    19. dilara demişki 11 Aralık 09 12:52 

      ya ama çok uzun bu özeti yokmu bunun bunu yazana kada rcanı cıkar insanın dimi yhani

    20. ceren demişki 12 Aralık 09 06:43 

      aslıya katılıyorum keşke müzik ödevi için biraz daha kısa olsa

    21. sena demişki 16 Aralık 09 14:40 

      ya bu ne be çoookkkkkk uzuuunnnnnn nedir bu müzikçiden çektiğimizzzz

    22. IbrahIm demişki 16 Aralık 09 16:38 

      yaşınız küçük sanırım. bu beste bizim özümüz, kimliğimiz ..

    23. buket demişki 21 Aralık 09 04:56 

      yhaaaaaaaaaa bu çok uzun bunu yazna kadar canı çıkar insanın

    24. feyzanur demişki 21 Aralık 09 11:35 

      ben bu müzikçiden çektiğimi başkasından çekmem

    25. irem demişki 21 Aralık 09 11:38 

      feyzanura katılıyorum

    26. irem demişki 21 Aralık 09 11:38 

      bbbbööööööööööööööööt

    27. feyza demişki 22 Aralık 09 09:15 

      ya bu ne lan biz öldürcenıs mi siz yawww….!!!!!!!….??????

    28. nurdan demişki 23 Aralık 09 04:05 

      herkes benim gibi uzun olduğunumu düşünüyor

    29. orçun demişki 23 Aralık 09 09:09 

      ben müzik ödevi için girdim fakat ben yazana kadar 5 saat geçti

    30. ali dememişki demişki 23 Aralık 09 11:23 

      çok kısa

    31. can demişki 27 Aralık 09 03:00 

      çok ii drama yapcaz biz lan !!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!1<_—_

    32. yasin demişki 28 Aralık 09 07:05 

      çok uzun be abi dönem ödevi yapıcağız,destan yazmıcağız

    33. helli demişki 29 Aralık 09 12:10 

      allah belasını versin

    34. gamze demişki 07 Ocak 10 04:32 

      çok uzun ya müzik için bu öffff daha kısa olsaydı keşke……..

    35. semranur demişki 07 Ocak 10 04:33 

      iğrenç……

    36. mahmuuuuuut demişki 10 Ocak 10 10:52 

      çok kısa olmuş be abi 10 saate ançak yazdık destan mı buuuuuuuuuuuuu? akıl var mantık var özetliyemezmiydiniz

    37. yaren demişki 10 Ocak 10 11:20 

      çooooooooooooooooooooooooooooook uuuuuuuuuuuuuzzzzzzunnnnnnnnnnn

    38. murat demişki 12 Ocak 10 11:23 

      bence süperrrrrrrrrrrrrrr

    39. züleyha demişki 13 Ocak 10 11:39 

      sanki müzik işlediğimiz var da müzik ödevi alıoz yha deli olazzaamm !!!!!!!!!!!!!!!

    40. yavuz demişki 14 Ocak 10 14:43 

      Bu öğrencileri anlamak zor. Yazıyı bir emek ile ortaya çıkmış. Şükredip gerekiyorsa özetlemek varken, bir “uzun yazı” lafı tutturulmuş gidiyor. Bir çoğunun ödev için aldığı yazıyı okuduğunu da sanmıyorum. Çok yazık.

    41. can demişki 16 Şubat 10 09:55 

      güzel ama cok uzun

    42. can demişki 16 Şubat 10 09:56 

      biraz kısalt sanız

    43. nihal demişki 18 Şubat 10 11:41 

      ayy cok ineksin b i yandab doğru diosun ama

    44. hatice demişki 19 Şubat 10 12:19 

      uzunnnn ama yinede yazmak da güzell

    45. hilal demişki 02 Mart 10 04:06 

      çok beğendim ama çok uzun

    46. gizem ;) demişki 04 Mart 10 11:08 

      hmm… işime yaradı ama az… türkçe dersi içinde biraz uzun ama yinede emeğe saygı…

    47. buse demişki 05 Mart 10 06:42 

      çanakkale şehitlerine yoluyorum

    48. ceren naz demişki 09 Mart 10 07:08 

      çoook am çook güzel ama aslında çok uzun olsun ama bizim bu müzik öğretmeninden çok ama çok çekeceğimiz var bunelan böyle ödevmi verilir bide kısa istemiyor çıktıda olmuyacak bunu yazana kadar kollarım koptu ama olsun işime yaradı bu müzik öğretmenlerinde ödev konusunda nefret ediyorum ve çokta gıcıklar yaaaaaa böyle bir şey olamaz gıcıklar diğer kişilerinde dediğine göre hiç biri müzik öğretmenlerini ödev konusunda benim gibi hiç sev miyorlar iyide yapıyoooooooooorlar………byby

    Yorumlarınızla Bize Eşlik Edin. Üye Olmadan Yorum Yapabilirsiniz.




    Comment moderation is enabled. Your comment may take some time to appear.